Aşk Yüzünden & Deniz Taşları

Tavsiye kitapları okumayı seviyorum. Daha güvenli. Kitap dediğin film gibi değil, DVD en çok 2 saatte bitiyor ve genelde sonuna kadar izleniyor, hiç beğenilmese de. Kitapta riske girmeyi sevmiyorum. Çünkü bir kitabı bitirememek - gerçek anlamda kötü bir kitap bile olsa - beni bitiriyor. Çoook eskiden "Sana gül bahçesi vadetmedim" ve " Sofi'nin Dünyası" vardı, o ikisini bi türlü biteremedim ve bende derin yaralar açtı. Şimdi okusam muhtemelen sarar ama cesaretim yok. Psikolojim müsait değil. Takıntı işte. Ama birilerinin tavsiye ettiği kitap kafama uyuyorsa mutlaka alıyorum. Mesela huysuz&tatlı -blog bir kişi- "Deniz Taşlar"ından bahsetmişti. Araştırdım, 2006 Yunus Nadi roman ödülünü almış. bugün kargoyla geldi, huysuz çok beğenmiş, elinden bırakamamıştı, bakalım ben ne hissedeceğim ?

Sonra "Aşk Yüzünden". Hürriyet okuru olmam dolayısıyla Ayşe Arman aşinalığım var. Yazılarının sıkı takipçisi değilim ama arasıra göz atıyorum. Birgün benim yaşımda bir öykü yazarından bahsetmişti: Evren Yiğit ve hatta 2 öyküsüne köşesinde yer vermişti. Yalın, sade, vurucu.. Yılmaz Özdilin öykücü dişi versiyonu... Yani tam benlik... Cümlelerime dolambaç katmayı alışkanlık haline getirdiğim hatta erdem saydığım ortaokul yıllarında, kendisine asla "hocam" dedirtmeyen Türkçe öğretmenim "kalemini sade, cümlelerini kısa tut" öğüdünde bulunmuştu. Hayat tarzı olarak sadeliği benimsememe rağmen yazılarımda bir türlü yakalayamadığım bu üslubu Evren Yiğitte bulduğum için arkadaşı çoook kıskandım. Bir solukta okunan, hem kolay anlaşılıp hem düşündüren bir tarzı var.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !