İstanbul, Yağmur ve Toprak !

Bu hafta 2 gün İstanbuldaydım. Hem 2 gün Korelilerle toplantım var dı hem de muhtarlıktan kaydımızı almam gerekiyordu, Elvanla birlikte Mecidiyeköyden çıktım. 7:30 halk otobüsüyle Bakırköye geldim. Sabahın telaşı eski semtimi almış götürmüş. Bizim ev Town Center'ın arkasındaydı. Starbucks açıldığında cancanla acayip mutlu olmuş, evimize bu kadar yakın bir kahve dükkanı var diye kendimizi ayrıcalıklı saymıştık. Ne var ki orada hiç kahve içmedik. Eve geç kaldığımda Elvanla bulaşma yerimizdi sadece. Neyse sabahın o vakti muhtarlık açılasıya kadar orada sert bir kahve ve peynirli birşeylerle kahvaltı ettim. Ortam pek güzeldi. İçerisi sıcacık, gazetelere dalmışken İncirli Caddesinin sabah koşuşturmasını seyredebiliyorsun, inanılmaz bir yağmur arkada hüzünlü bir fon yaratıyor. Bizim sokaktan geçtim, karşı komşularımıza uğrasam mı tedirginliği ile kapılarını çaldım. 4 yıl bize aile olan harika insanları karşımda görünce gözyaşlarımı tutamadım. Faturalarımızı saklamışlar, ayaküstü sohbet ettik. Bizim evimizi hala kimse tutmamış. Muhtarda işimi halledince zor attım kendimi taksiye.
Radyoda "Bu sabah yağmur var İstanbulda" çalıyordu. Kendimi siyah beyaz bir film karesinde hissettim. Ofise geldim. Sıcak çayım önümde maillerimi tararken bir arkadaşımdan Çin atasözü gelmiş:
"Bir gün mutlu olmak istiyorsan.
İçki iç...  
Bir hafta mutlu olmak istiyorsan.
Tatile çık... 
Bir ay mutlu olmak istiyorsan.
Evlen... 
Bir ömür boyu mutlu olmak istiyorsan.
Toprakla uğraş... "

 

Geçen hafta kuzenlerden biri bize gelirken 2 tane beyaz sümbül soğanı getirmiş. tabii çiçekleri hemen soldu, tam atacağım bir de farkettim yeni bir çiçek veriyor. Sonra yeni eve taşınınca bir dolu saksı çiçeği hediye geldi. Bir tanesi var ki müthiş kırmızı çiçekleri var ama saksısı küçük geliyor. Derken Koçtaş'a gittik, birkaç güzel saksı aldık. önceleri bu işi anneme aktarmayı düşünmüştüm. ama koçtaş taki bitkileri görünce kararımı verdim: BEN yapacağım!! Mutfak masasına gazeteler serildi, topraklar kürekle değil avuç avuç saksılara aktarıldı. Müthiş bir keyif alındı ve anlaşıldı ki boğa kadını olarak bu toprak işini seviyorum. Benim gibi bir boğa kadını olan teyzem harika çiçekler yetiştirir. Her zaman çiçekle toprakla uğraşmak insana terapi etkisi yapar der. Bir ömür mutlu olmanın sırrı da bu stresten arınmak olsa gerek. Gerçi ben fazla su vermekten sümbüllerimi çürüttüm ama çalışmalarım sürecek. Hatta birazdan annem ve ablamla Kemeraltına gidiyoruz, sümbül soğanı bulmayı ve yeni denemeler yapmayı planlıyorum. Mutfakta Zen Tijen hanımın bana önerdiği bloğu da (Bahçe, Doğa ve Yaşam), ziyaret ederek bu konuda bilgi edinmeliyim, çok cahil ve su konusunda çok cömertim, sümbüller için hiç iyi birşey değil hiç!!!

Bu arada fotoraf makinamız cancanda! Şantiyesini fotoraflıyor ve her yazısına fotoraf eklemeyi adet edinen BEN son zamanlarda asla renklendiremiyorum bloğumu. Halbuki çürütmeden önce sümbüllerimin fotoraflarını çekmiştim. Akşama çektiğim tüm fotorafları ekleyeceğim.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !