7/8/2007 - Fırında Patates - Kumpir |
Herşeyini severim patatesin, kızartması 1 numara! patates giren her yemeği, püresi, salatası veee... kumpiri! İstanbulda Ortaköye gittin mi mutlaka yiyeceksin de benim kendisiyle tanışıklığım İzmir - Amerikan Kültürün çevresindeki kumpircilerde başlar... Dersane çıkışı gider, midelerimizi bayram ettirirdik, denizle ben bir çırpıda bitirirken zeynepin saatler süren kabuk sıyırma seanslarına 2 sigarayla tahammül edebilirdik.
Her sevdiğim dışarıda yenen yemek gibi kumpiri de defalarca evde yapmaya yeltendim, bi türlü olmadı, hatta 1-2 bahtsız denemeye bile maruz kaldım. Ama tabii ki yılmadım, yıkılmadım, türlü yeni yöntemlerle cancan ismindeki kobayımla denemelerime devam ettim. Ve sonunda cancanın "çok başarılı olmuş aşkım, acayip beğendim, aynı Ortaköydekiler gibim olmuş!! " onayıyla fotoraflayıp tarifimi bloga taşımaya meraklılarıyla tanıştırmaya karar verdim.

Malzemeler:
Patates, kaşar, tereyağı ve evde ne varsa...
bizde her zamanki gibi mısır vardı, sosis de olunca bozulmadan tüketelim dedik. Ah bi de mantar olsa süpper olacaktı. Neyse canımız sağolsun.
Hazırlanışı:
5 patates haşlanıp kabukları soyulur.
Halka halka doğrandıktan sonra bir fırın kabı yada borcamda iyice ezilir. Üzerine tuz ve tereyağı konur, 150 C de önceden ısıtılmış fırına gönderilir.
Sosisler önce sıvı yağda kızartılıp, sonra domates püresiyle soslanır.
Bezelyeler haşlanır, mısır çözdürülür.
15 dakka sonra fırından çıkarılan patatesler biraz daha ezilip, biraz kaşar rendesiyle buluşturulup tekrar fırına verilir,
10 dakika sonra aynı işlem tekrarlanır.
Son fırından çıkarıldığında iç malzemesi konur, dilerseniz mayonez ve ketçup ile ama kesinlikle sıcak olarak servis edilir.
|
| • yok blogcu demiş!!! • Siz Ne dersiniz?? • Bağlantı |
4/6/2007 - Fırında Baharatlı Patates Kızartması |
kadınların işi zordur. özellikle de sabahtan akşama kadar yoğun çalışan ve akşam en erken 7 gibi eve gelebilenlerin, bendeniz gibi. ama zor olan yemek yapmak değil katiyen!! asıl zor olan ne yemek yapacağını bilmek, bulabilmek! dün yine ne yiyeceğiz telaşı sardı beni. Evdeki patatesleri cancanın yiyebileceği forma nasıl getirebilirim şeklinde devam etti bu telaş. Patates kızartmasını sevmeyen var mı? tabi ki yok!!! Ama hazır patates kızartmalarını da tamamen hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor, normal kızartmalardan çok daha zararlı olduğu söyleniyor. O zaman ne yapıyoruz, daha önce yabancı bir internet sitesinde görüp çok tuttuğum bir yöntem ile daha az yağlı patates kızartmaları hazırlıyoruz.

Malzemeler:
3 adet patates ve baharatlar Hazırlanışı:
Önce fırınımızı 250 C ye getirip ısıtıyoruz. Bu arada patatesleri parmak formunda doğrayıp bir kasenin içine alıyoruz. Üzerine 1 yemek kaşığı ayçiçek yağı (zeytinyağı da olabilir), tuz, baharatları ilave ediyoruz. Ben en çok sevdiğim kekik ve pul biberi ilave ettim ama hiç baharat konmadan da hazırlanabilir. Kasedeki patatesleri her tarafları yağa iyice bulansın diye harmanlıyoruz. Fırın tepsimize yağlı kağıt koyuyoruz, patatesleri de kağıdın üzerine sıralıyoruz. Çıtır çıtır kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Servis için kağıt havlu üzerinde fazla yağını alıp mis gibi yiyoruz.
|
| • yok blogcu demiş!!! • Siz Ne dersiniz?? • Bağlantı |
7/5/2007 - Fırında mantar |

Fırında mantarı cancan da ben de acayip severiz. Şimdiye kadar hep sadece kaşar ve tereyağıyla fırınlar, etlerin yanına garnitür veya ara sıcak olarak servis yapardım.
Yeni birşeyler deneme sinyalleri verdiğimde mantarı tek başına salatanın yanında hafif bir yemek olarak pişiresim geldi. Şöyle taze ekmeği suyuna bandıra bandıra yiyesim geldi.
Tekrarlamaya gerek yok yine son derece kolay bir yemek tarifi ile başbaşa bırakıyorum sizleri:
Malzemeler:
400 gr mantar
3 domates
3 biber
1 kuru soğan
5-6 diş taze sarımsak
zeytinyağı
pulbiber, kekik, tuz
kaşar rendesi
çok az tereyağı
Hazırlanışı:
Mantarları iyice temizleyip saplarını çıkarıyoruz ve limon suyu ilave ettiğimiz suda haşlıyoruz.
Mantarlar haşlanırken soğanı sarımsağı zeytinyağında kavuruyoruz. Onlar kavrulurken domatesleri ve biberleri iri iri doğruyoruz. Önce biberleri öldürüp sonra domatesleri ilave edip iyice pişiriyoruz. Altını kapatmaya yakın baharatlarını ekliyoruz. Bu arada mantarlar haşlanmış oluyor. Fırın yada güveç kabımıza mantarlarımızı diziyoruz. Üzerine domatesli harcımızı ilave ediyoruz. En sonunda kaşar rendesi ve tereyağını da koyduk mu önceden 250 C de ısıtılmış fırınımıza vermeye hazırız. Kaşarlar eriyinceye kadar pişiriyoruz.
Dediğim gibi çıtır çıtır bir marul salatası ve de taptaze ekmek eşliğinde müthiş bir fırın mantar.
Hem görüldüğü üzere atla deve değil, kısa sürede hazır.
Afiyet olsun. |
| • 3 blogcu demiş!!! • Siz Ne dersiniz?? • Bağlantı |
3/5/2007 - Yeşil Mercimek Yemeği |
muftakta deliler gibi yemek pişirdiğim pazar günü cancan için yeşil mercimek de hazırlamıştım. biz küçükken yeşil mercimek hasatı çok olmuştu, hatta TRT de bir teyze çıkar makarnalısından böreğine türlü tariflerle ev hanımlarına bu sağlıklı yiyeceğin evlerde sık sık pişirilmek suretiyle tüketilmesini salık verirdi.O yıllardan bir o teyzeyi bir de rahmetli Adile Naşiti çok iyi hatırlarım.
ben o dönemde yeşil mercimekten böh olmuştum ama aynı yılların çocuğu cancan ilginçtir pek sever. Ben de onun sevdiği usül annesinin tarifiyle pişiriyorum yeşil mercimeği.
Bu arada sebzeli kremalı fettucine'ye daldığımda ilk tencere mercimeği yaktım, sonra aynı gün cancanın ısrarı üzerine yeniden pişirdim. İşte o günün anısına bu fotorafı çektim de buraya tarifi veriyorum, yoksa bilenler bilir ben pek öyle herkesçe bilinen yemekleri bu sayfaya misafir etmiyorum.
Hatice abla mercimeği Afyondan getiriyor özel olarak. Marketlerde satılandan epey küçük taneli bir tür bu. Ama çok lezzetli.

Öyle malzemesiydi, hazırlanışıydı tantanasına girmeden işte lezzetli mercimek tarifi:
rendelenmiş soğanı zeytinyağında kavuruyoruz, sonra salçayı da ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Bu arada mercimekleri önceden ıslatmıyorum ben, sadece ayıklayıp yıkıyorum. Mercimekleri de tencereye alıp hafiften bir çeviriyoruz. Üzerine küp doğranmış taze domates, halka doğranmış yeşil biber ile çok küçük doğranmış havucu da kattık mı tamam. Kaynar suyu mercimeğin üzerini örtecek kadar ilave ediyoruz. Ama en önemlisi kimyon, kimyonsuz olmaz. Suyunu alsın diye pişmeye yakın yarım avuç bulgur ilavesi çok lezzet katıyor yemeğe.
Afiyet olsun kuzucuklarım, hadi masal bitti yatağa:)))
|
| • 6 blogcu demiş!!! • Siz Ne dersiniz?? • Bağlantı |
27/4/2007 - Meksika Fasulyesi |

Pazar günü evde ekmek bile olmadigi için cancanin annesine kahvaltiya gittik, dönüste cancan santiyeye ben de dogru markete sonra mutfaga.
mutfak terapisi bambaska...ve inanilmaz keyifli...
neler mi pisirdim?
körili tavuk, domatesli bulgur pilavi, yesil mercimek yemegi, sebzeli kremali fettucine, kabak sufle ve chili!
Herkesin bildigi bulgur pilavi hariç hepsini anlatacagim. aslinda herkes yesil mercimek yemegini de bilir ama bu kaynanam usulü olduğu hem de ilkini yaktigim için macerasi bilinmeli :(
Bugün : CHILI
Daha istanbuldayken aldigimiz meksika fasulyesi konservesi vardi, aksam da bonfile vardi, hadi dedim pisireyim.
Önceden de chili yapmistim ama kirintida yedigime hiç benzemiyordu. Yeterince yogun degildi. Neyse selin çaglayan isimli bir bayanin sitesine rastladim. o da benim gibi chili yi kirintida yemis ve tarifini çikarmis, sagolsun onun tarifinden hazirladim chiliyi.
Malzemeler:
500 gr meksika fasulyesi
300 gr kiyma (selin biftek kullanmis, ben az yagli kiymayi tercih ettim)
2 çorba kasigi un
zeytinyagi
1 havuç, 1 patates
3-4 adet domates
Birer kasik biber ve domates salçasi
jalepeno biberi
pul biber , kimyon, ve isteginiz tüm baharatlar,
kasar rendesi
Hazirlanisi:
Önce zytinyaginda kiymayi kavuruyoruz. Suyu salip çekince unu eliyoruz üzerine. Derken domatesler küp dogranmis halde tencereye ilave ve akabinde yine bir suyunu çekme olayi. Bu sirada havuçla patatesi rendeliyoruz ve hooop onlar da tencereye. en son konserve meksika fasulyesi, suda eritilmis salçalar ile biberi de ekledik mi tamam simdi pismeye birakabiliriz. Ben jalepeno biberlerini dograyip içine attim yemegin sonra da servis sirasinda kasar rendesi koyduk üzerine acili acili pek istah açiciydi.
Tabii çok acı olunca öyle tabak dolusu yiyemiyorsunuz. Et yemeklerinden önce iştah açıcı oluyor sadece. Pazar günü bonfilenin yanında, pazartesi de cancanın annesi ile özden teyze gelmişlerdi, körili tavuğun yanında ikram ettik, çarşamba hala bir tabak vardı soframızda:)
İnatçı şefin okurlarına notu: Chiliyi yapmak yukarıda anlatılanlar kadar kolay olmadı. Evdeki konservenin son kullanma tarihinin geçtiğini görmemi müteakip ciddi bir inat örneği verilerek bu lezzete ulaşıldı. detaylar için yandaki şefin günlüğü linkine tıklayınız...
|
| • yok blogcu demiş!!! • Siz Ne dersiniz?? • Bağlantı |
2/4/2007 - Zeytinyağlı Enginar |
Cancanın annesi enginar için "tarlasının yanından bile geçsen hasta olmazsın öyle faydalıdır" der, babam "padişah yemeği" diye pek sever, ablama bademciklerinin alındığı günlerde ne çok yediğini hatırlatır, Annem " aslında enginarın pezevengi kuzu etidir ya bakma babana yasak diye yıllardır tavukla pişiriyorum" diyerek son noktayı koyar!
Cancan her sebzeye yaptığı muameleyi bu garibime de yapar yanına yaklaşmaz ama ben acayip severim. Tabii zeytinyağlısını. Yeni birşey öğrendim, temizledikten sonra hem limon hem de un konuyor beklettiğimiz suyuna. Sonra bu suyu kullanıyoruz, sos gibi yoğun oluyor yemeğin kıvamı. Aslında sadece taze soğanlı yapacaktım ama havucu da bezelyeyi de çok sevdiğimden koymadan edemedim.
Aslında tarifin yarısını vermiş oldum. O halde devam... Havuçlar ve taze soğan ince dilimleniyor. Ardından enginarlar tencerenin dibine diziliyor. Üzerine havuç, bezelye ve soğnalar ekleniyor. Unlu limonlu suyu ve de zeytinyağı eklenip ocağa veriliyor. Çok kısık ateşte havuçlar yumuşayıncaya kadar pişiyor. Ben yine unutum siz tuz koymayı atlamayın. Bir de bu baharı enginarsız geçirmeyin mutlaka yiyin. Afiyet olsun.

|
| • yok blogcu demiş!!! • Siz Ne dersiniz?? • Bağlantı |
26/3/2007 - Portakal Soslu Kereviz |
Yerken harcadığınız kalori kadar kalorisi olan sebze nedir? KEREVİZ !!!
Bizim evde babam yüzünden hiç kereviz pişmezdi. Teyzem biz kereviz yiyelim diye pişirir, patates yemeği diye yutturmaya çalışırdı. Tabii Zühre tarhana çorbasını senelerce domates çorbası diye yediği için bizi de uyutacağını sanırdı ama ben yer miyim? Yemedim tabii ne teyzemin çabalarını ne de kereviz yemeğini. Küçükken ne zaman teyzemlerde kalmaya gitsem hep kereviz var yemekte diye korkutur, sonra mutlaka patates kızartırdı.
Geçen pazar teyzemler bize yemeğe geldi. Dedim ki o eski günlerin hatırına bir kereviz yapayım da gülelim.
Son zamanlarda sağlıklı yemek yeme aşkına ağzıma sürmediğim sebzeleri yemeye çalışıyorum. Internet sağolsun, çok farklı yemekleri deneme fırsatım oluyor. Bu tarifi nereden aldığımı hatırlamıyorum(muhtemelen blog yazarı dostlarımdan almışımdır), birkaç defa yaptım, kim yediyse bayıldı, hatta kerevizden nefret edenler bile...

Malzemeler:
2 adet kereviz
1 adet havuç
1 adet kuru soğan
(isteyen patates de ilave edebilir, ben koymadım)
1 su bardağı portakal suyu, yarım limon
tuz, 1 çay kaşığı şeker
Yapılışı çok kolay, tencerenin en altına küp doğranmış soğanları yayıyoruz. üzerine halka doğranmış havuçları en üste de yine halka halka yarım parmak kalınlığında kestiğimiz kerevizleri ilave ediyoruz. Bir bardak taze sıkılmış portakal suyu, yarım limon suyu, tuz, şeker ve zeytinyağıyla hazırlığımızı tamamlıyoruz. Çok kısık ateşte havuçlar yumuşayıncaya kadar yavaş yavaş pişiriyoruz. Sosu iyice kıvamlı oluyor. Sanırım kerevizin o dayanılmaz kokusunu gideren portakal. Hem kolay hem sağlıklı hem lezzetli. Hem başlıbaşına yemek olarak hem de ziyafet sofralarında garnitür olarak yenebilir. |
| • 4 blogcu demiş!!! • Siz Ne dersiniz?? • Bağlantı |
15/11/2006 - Fırında Kabak Mücver |

Annem kabak dolması yaptığı zaman kabakların içlerinden de kabak köftesi kızartıdı. Biz öyle derdik mücvere ve ben kabak dolmasını pek sevmesem de pişeceği günü iple çekerdim mücver için. Sebzesevmezgil Cancanın mücvere hayır demediğini gördükten sonra pek çok defa kızartmasını yapmıştım. Aslında kızartma yapma karşıtı biriyim. En azından fırında da aynı lezzeti yakalayabildiğim yemekleri kızartma yapmamaya gayret ediyorum. Zaten bi dolu kalori yükleniyoruz, ilaveye ne gerek var değil mi? Derken mücver fırında nasıl olur diye düşünmeye başaladım. İnternet araştırmaları sırasında pek çok blog yazarı arkadaşımın da fırın mücver denediğini gördüm. Sayısız tariften derleme yaptım ve canım arkadaşım Elvanın bize yemeğe geleceği gün denemeye karar verdim. Elvan üniversite günlerinden alışkındır benim acayip yemek denemelerime, hem de o geldiğinde kalorisi az yemekler yapmaya özen gösteririm, isabet oldu.
Malzemeler:
3 adet sakız kabağı rendelenip suyu sıkılacak,
3 çorba kaşığı un,
1 çorba kaşığı Pınar Beyaz Ezineli,
1 yumurta,
yarım çay kaşığı kabartma tozu,
biraz tuz, karabiber
2 dal taze soğan
yarım çay bardağı kaşar peyniri
Hazırlanışı:
Fırınımızı 200 C ye getirip önceden ısıtıyoruz. Topkek kalıplarını yağlıyoruz. Malzemeyi karıştırıp kabaklar sulandırmadan fırına yolluyoruz. Bu malzemelerden 6 kalıp çıkıyor. Kahvemizi hazırlayıp kitabımızı alıp keyif yaparken pişmelerini bekliyoruz. Ben mutfaktan çıkıp fırındaki yemekleri unutup da yakmaya başlayınca bu kitap kahve yöntemini buldum, çok işe yarıyor. Müvcerlerin üzeri kızarınca fırından çıkarıyoruz. Kalıpları ters çevirip servis yapıyoruz.
Evde Pınar ezineli peynir vardı, ama tariflerde krem peynir, beyaz peynir de gördüm, mutlaka çok güzel oluyordur.
Canım Elvan etlerin yanında çok şık bir garnitür olur önerisinde bulundu ki bence çok iyi fikir...
Afiyet olsun. |
| • yok blogcu demiş!!! • Siz Ne dersiniz?? • Bağlantı |
24/8/2006 - Kırmızı Biber Dolma |
Pazarda salçalık kırmızı biberlerin satıldığı tezgahlar artmış. Uff ya şöyle kıymalı acılı bir dolma yapsak... Nitekim yaptım ve hunharca yedik. Bu fotoraftakiler tencerenin dibinde kalanlardan, haliyle görüntü pek sanatsal olmadı...

Peki bu iştah kabartıcı dolmayı nasıl yaptım? Pek tabii anne usulüyle, yani enteresan bi durum yok. Biberlerin çekirdeklerini çıkarıp yıkıyoruz. Bir kasede göz kararı pirinci yıkayıp, 100 gr kadar kıymayı, 1 soğanı ve 2 diş sarımsağı ve de 1 domatesi rendeleyip, mısırözü yağı, bolca pul biber ve az biraz kuru naneyi isteğe göre de 1 kaşık salçayı ilave edip karıştırıyoruz. Sonrasında yayvan bi tencerenin dibine alüminyum folyo yayıp doldurduğumuz dolmaları sıkışık sıkışık yerleştiriyoruz. Üzerine bir tabağı ters olarak kapatıyoruz. En son yarım bardak suyu ilave edip çok kısık ateşte güzel kokular gelinceye kadar pişiriyoruz. Yanına yoğurtla HARİKA...
Bu arada tuzu unuttum, değil mi? Hadi bi zahmet onu da ekleyelim...Afiyetle... |
| • 2 blogcu demiş!!! • Siz Ne dersiniz?? • Bağlantı |
24/7/2006 - Zeytinyağlılar |
Zeytinyağlılar....

Benim en çok sevdiğim yemek türüdür. İzmir’de ot, sebze, domates hele de yaz aylarında muhteşem olur. İstanbul mu? Maalesef...
Yine de mutlaka her hafta birkaç çeşit zeytinyağlı yapacak kadar taze fasulye, barbunya, enginar almak için mutlaka pazara gidiyoruz. Daha doğrusu askerden geldiğinden beri iş arayan Cancan gidiyor benim yerime ve sebze seçme konusunda çok iyi aşama kaydetti. Bu haftaki barbunya ve fasulye çok tazeydi. Ben de dayanamayıp buradan yer vermek istedim.

Herkes zeytinyağlıların nasıl yapıldığını bilir, uzun uzadıya anlatmanın manası yok. Ama ben fasulyeyi özellikle taze domatesle yapıyorum, sonra soğanı kavururken şekerini atıyorum, iyice ağdalanıyor. Ayrıca vitamini gitmesin diye düdüklü tencerede pişirmeyi tercih ediyorum. Şeker gibi oluyor.

Gelelim barbunyaya... Barbunyaları ayıklayıp haşladıktan sonra suyunu süzüyorum. İnce dilimlediğim havuçlarla soğanları aynı anda kavuruyorum, havucun şekeri ilave ettiğim şekerle soğana oradan da tüm yemeğe dağılıyor. Sarımsak da bu yemeğe çok yakışıyor, mutlaka ilave ediyorum.
Sonra artık birkaç gün dolaptan çıkarıp soğuk soğuk yiyoruz. Acayip lezzetli...
|
| • yok blogcu demiş!!! • Siz Ne dersiniz?? • Bağlantı |
|
Kim Yazıyor Bunları?
|